Connect with us

Biyoteknoloji

Yerli biyoteknoloji girişimi huzursuz bağırsak sendromu tedavisinde %78 başarı elde etti 

Yayınlanmış

Tarih

Yerli biyoteknoloji girişimi huzursuz bağırsak sendromu tedavisinde %78 başarı elde etti 

Türkiye’de yaşayan insanların yaklaşık %15’inin muzdarip olduğu Hassas Bağırsak Sendromu’un tedavi desteğine yönelik yapılan klinik çalışmada önemli bir başarıya imza atıldı. İnsan bağırsağındaki bakterileri mikrobiyom testleriyle analiz ederek kişisel beslenme programları geliştiren yerli biyoteknoloji girişimi ENBIOSIS’in yürüttüğü klinik çalışmada Huzursuz Bağırsak Sendromu hastalarının %78’inde semptomlarda iyileşme gözlemlendi.

 

İSTANBUL,  2 Aralık 2020 / B2PRESS – Bağırsakta yer alan ve mikrobiyom elamanları olarak adlandırılan bakterilerin insan sağlığıyla ilişkisine yönelik araştırmalar tüm dünyada hız kazanarak devam ediyor. Bu alanda yürütülen araştırmaların içerisinde yer alarak insan bağırsağındaki bakteriler üzerinden obezite, diyabet ve egzama gibi pek çok sağlık sorununun tedavisi için kişiye özel sağlık çözümleri geliştirmeyi hedefleyen yerli biyoteknoloji girişimi ENBIOSIS, halk arasında Huzursuz Bağırsak Sendromu olarak bilinen IBS üzerine yaptığı klinik çalışmayla önemli bir başarıya imza attı. ENBIOSIS tarafından yapılan açıklamada kişiye özel diyetlerin uygulandığı IBS hastalarının %78’inin semptomlarında iyileşme gözlendiği bildirildi. Bu sonuç, mikrobiyom temelli diyet uygulamasının IBS tedavisi üzerinde umut vadedebileceğine dair önemli bir bilimsel çıktı olarak değerlendirildi.

 

Gazi Üniversitesi’nden etik kurul onayı alındı

Klinik çalışmanın detaylarını aktaran ENBIOSIS CTO’su Özkan Ufuk Nalbantoğlu, “Gazi Üniversitesi’nden alınan etik kurul onayı ile yürüttüğümüz çalışmamamızın ilk aşamasında, Huzursuz Bağırsak Sendromu tanılı çalışmaya katılım kriterlerini sağlayan hastalardan dışkı örnekleri toplandı ve mikrobiyom analizleri gerçekleştirildi. Daha sonra hastalar iki gruba ayırıldı ve ilk grup ENBIOSIS’in geliştirdiği mikrobiyoma dayalı kişiselleştirilmiş diyet ile diyetisyenler tarafından 6 hafta boyunca takip edildi. İkinci grup, yani kontrol grubu ise 6 hafta boyunca standart beslenme programıyla takip edildi. Özellikle belirtmek isterim ki, ENBIOSIS diyet grubunda beslenme programları IBS tedavilerinde genel kabul gören eliminasyon diyetlerine göre değil, mikrobiyoma dayalı bireysel bazda ve alternatifli bir şekilde oluşturuldu. Bu ihtiyaçlar kiminde ağırlıklı olarak glüten içeren tahıl kaynakları yönünde olabilirken kiminde sebze ağırlıklı, kiminde ise belli yağ kaynakları veya protein kaynakları üzerinden ilerledi. Altı hafta sonunda yine her iki gruptan dışkı örnekleri toplandı ve ilk örneklerle karşılaştırmalı olarak mikrobiyom analizlerini gerçekleştirildi.” dedi. 

 

Çalışma uluslarası bir kongrede sunulacak 

Ufuk Nalbantoğlu, çalışmanın sonuçlarına ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı: “Çalışmanın sonuçlarına ilşEş zamanlı olarak, çalışmada yer alan Gastroenteroloji uzmanları tarafından hastaların klinik durumları 6 hafta boyunca takip edildi ve diyet öncesi sonrası olacak şekilde skorlandı (IBS-SSS). Çalışma sonunda hem mikrobiyom profili hem de klinik bulgular bazında ENBIOSIS diyet grubunda standart diyet grubuna göre istatistiki olarak anlamlı oranda iyileşmeler gözlemledik. Çalışma başlangıcında tüm hastalarda şiddetli semptomlar varken ENBIOSIS diyet grubunun %78’inde semptomların ağırdan ortaya gerilediği Gastroenteroloji uzmanları tarafından raporlandı. Benzer şekilde, ENBISOS diyet grubunda yer alan hastaların mikrobiyom profilinde IBS ile karekterize belli bakteri gruplarında diğer gruba göre anlamlı değişimler olduğu tespit edildi. Bu sonuçları en kısa zamanda bilimsel alanda duyurmak istiyoruz. Ekip olarak makale yazımına başladık, yayından önce sonuçlarımızı bir uluslararası kongrede sunma planımız var.” 

Kişiye özel sağlık çözümlerinin gücü kanıtlandı 

Bağırsak mikrobiyomu üzerinden hastalıklardan korunma ve tedavi desteği yaklaşımlarını yaygınlaştırmayı amaçladıklarını vurgulayan Nalbantoğlu, “Son yıllarda artan sayıda bilimsel çalışmalar bağırsaklarda yer alan bakteri dengesinin birçok hastalıkla ilişkili olduğuna işaret ediyor. ENBIOSIS olarak literatür verilerinden ve güncel çalışmalardan hareketle crohn, ülseratif kolit, huzursuz bağırsak sendromu, obezite, egzama gibi hastalıkların tedavi süreçlerine kişiselleştirilmiş diyetler ile destek olmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda ilk aşamada bağırsaktaki bakterileri analiz ederek mevcut durumu haritalıyoruz ve sonrasında sağlıklı olana ulaşmak ya da bakteriyel denge sağlamak için kişisel bazda ihtiyaç duyulan besin öğelerini saptıyoruz. IBS üzerine yaptığımız klinik çalışmada ile literatür için önemli bir gelişmeye imza attığımızı düşünüyoruz. Bu çalışma özellikle mikrobiyoma dayalı kişiye özel sağlık çözümlerinin gücünü kanıtlar nitelikte olması bakımından gurur verici. ENBIOSIS’in başarıları global arenada da yakından takip ediliyor. Son olarak NN sigortanın düzenlediği “When Healthtech Meets Insurance” etkinliğinde 114 global start-up arasından 1. seçildik” şeklinde konuştu.  

1985 yılında İstanbul’da doğdum. Galatasaray taraftarıyım ve 15 yılı aşkın süredir bilişim sektöründe hizmet vermekteyim. Profesyonel Ağ Yönetimi ve Veri Güvenliği alanında uzmanım. Siber güvenlik stratejileri geliştirerek, şirketlerin veri bütünlüğü ve iş sürekliliğini sağlamayı hedefliyorum. Şu anda KK Tech Bilişim Teknolojileri Ağ ve Veri Güvenliği Uzmanı olarak görev yapıyorum. 2018 yılından bu yana KK Tech Bilişim Teknolojileri Şirketinde çalışıyorum. Bu süre zarfında kurumsal ağların güvenlik risklerini analiz ederek, firewall, VPN ve IDS/IPS gibi güvenlik çözümlerini uyguladım. Ayrıca penetrasyon testleri ve güvenlik açıklarının tespitine yönelik çalışmalar yaptım, ISO 27001 standardına uygun denetim ve raporlamalar gerçekleştirdim. 2014-2016 yılları arasında Türkiye'nin önde Gelen inşaat Şirketi Dky'de Ağ Yönetim Uzmanı olarak görev aldım. Burada LAN, WAN, VLAN ve Wi-Fi çözümlerinin kurulumu ve yönetimi ile ağ performans optimizasyonları üzerine çalıştım. Sunucu güvenliği, veri koruma stratejileri ve yedekleme-felaket kurtarma planları geliştirdim. Kariyerime 2009 yılında Ados Grup Bilişim Hizmetleri A.Ş.’de Sistem Destek Uzmanı olarak başladım. Teknik destek hizmetleri sağlayarak donanım ve yazılım sorunlarını çözdüm. Windows ve Linux sunucularının yönetimi ve yedekleme işlemlerini başarıyla gerçekleştirdim. CISSP, CCNP ve CEH gibi sertifikalara sahibim ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi eğitimi aldım. Ağ güvenliği, VPN konfigürasyonu, siber güvenlik tehdit analizi, yedekleme ve felaket kurtarma stratejileri konusunda derinlemesine bilgiye sahibim. Türkçeyi ana dilim olarak kullanıyorum, İngilizcem ileri seviyededir. Siber güvenlik, teknoloji ve ağ yönetimi konularına olan ilgim dışında futbol izlemek ve teknoloji üzerine blog yazıları yazmak hobilerim arasında. 100 + Aktif web site yönetiyorum Hem teknolojideki son gelişmeleri takip ediyor hem de sektörel etkinliklere katılıyorum.

Okumaya devam edin
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Biyoteknoloji

Boğaziçi Üniversitesi’nden Dayanıklı Aşı Taşıyıcı Protein Mikrokürecik Teknolojisi

Yayınlanmış

Tarih

Boğaziçi Üniversitesi’nden  Dayanıklı Aşı Taşıyıcı Protein Mikrokürecik Teknolojisi

Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilen ‘Dayanıklı Aşı Taşıyıcı Protein Mikrokürecik Teknolojisi bu kez de Çin Patent Ofisi’nden patent aldı. Dünyada ilk kez Türk bilim insanları tarafından geliştirilen ve ASC proteini mikroküreciklerinden oda sıcaklığında 30 gün dayanabilen aşı taşıyıcı teknolojisi Avrupa Patent Ofisi, Japonya ve ABD’den patent almıştı.

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören’in Çin Patent Ofisi’nden patent almış olması sebebiyle ‘’triadic patent’’ olarak adlandırılan buluşu, Türkiye’nin ilk ve tek biyoteknoloji patenti olarak artık dört dünya bölgesinde koruma altına alınmış oldu. Uluslararası yatırımcıların dikkatini çekmesi beklenen‘Dayanıklı Aşı Taşıyıcı Protein Mikrokürecik Teknolojisi’, tüm dünyada Kuş Gribi ve Domuz Gribi gibi hastalıkların yanı sıra, Zika benzeri dünyayı sarsan yeni virüslere karşı da etkin bir buluş olarak kabul görüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri Araştırma Merkezi ve Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nesrin Özören’e, “oda sıcaklığında 30 gün muhafaza edilen aşı taşıyıcı protein mikrokürecik teknolojisi” buluşu için ABD, Japonya, Avrupa Patent Ofisi’nden sonra Çin’de patent verdi. 2009 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nde sürdürülen proje kapsamında geliştirilen “ASC zerrecik/mikrokürecik aşı taşıyıcı” teknolojisi, soğuk zincir standartlarından bağımsız olarak dünyanın her yerine aşıların bozulmadan gönderilmesini olanaklı hale getiriyor.

Prof. Dr. Nesrin Özören

Boğaziçi Üniversitesi’nde geliştirilen sistemin dünyada henüz mevcut olmadığının altını çizen Özören “Günümüzde aşı teknolojisinde kullanılan lipozom veya nano-parçacık odaklı farklı taşıyıcı sistemler var ancak bizim geliştirdiğimiz mikro kürecik sistemi yepyeni bir teknoloji. Bu sistem, ASC proteininin meydana getirdiği iplik yapılarının birbiri üzerinde katlanarak yumak gibi tanımlanabilecek sağlam bir yapı oluşturmasından kaynaklanıyor” diye konuştu.

AŞILAR NORMAL ISI KOŞULLARINDA DÜNYANIN HER YERİNE GÖNDERİLEBİLECEK

Günümüzde kullanılan yeni nesil aşılara mikroorganizmaların sadece en çok bağışıklık yanıtı veren parçaları dâhil ediliyor, bu yapıları içeren aşıların da 2-8 0C derecede ve sabit koşullarda saklanmaları gerekiyor. Dünyada ilk kez ASC zerrecikleri üzerinde başka moleküllerin (antijenlerin) taşınabileceğini ve bunların makrofaj hücreleri tarafından sindirilebileceğini bulup bu sayede aşı teknolojisi geliştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Özören, dışarıdan bir virüs ya da mikroorganizma hücre içine ya da vücut içine geldiğinde tetiklenen bu mekanizmanın enfeksiyon bölgesindeki mikroorganizmanın yok edilmesinde etkili olduğunu belirterek, “Buluşumuz olan ASC zerrecik taşıyıcısı; üzerine yüklenen antijenleri/uyaranları 30 gün boyunca oda sıcaklığında ya da donma/çözülme döngülerine dirençli bir şekilde koruyor. Bu teknoloji ile geliştirilecek tüm aşılar; bugün ihtiyaç duyulan sabit koşullar yerine normal ısı koşullarında dünyanın her yerine gönderilebilecek” dedi.

 

Kaynak

ntv.com.tr

02.01.2019 – 11:27

Okumaya devam edin

Biyoteknoloji

Hastalıkların Moleküler Haritası Çıkarılacak

Yayınlanmış

Tarih

Hastalıkların Moleküler Haritası Çıkarılacak

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, “12 bin 500 hastamızda yaklaşık 101 farklı hastalığın moleküler haritasını çıkaracağız.” dedi.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı Prof. Dr. Adil Mardinoğlu, “12 bin 500 hastamızda yaklaşık 101 farklı hastalığın moleküler haritasını çıkaracağız.” dedi.

Amerikan Biyoteknoloji şirketi Gilead’ın düzenlediği 7. Gilead ile Hayat Bulan Fikirler Ödül Töreni’nde konuşan Mardinoğlu, bu projede yaklaşık 34 farklı merkezden 12 bin 500 hastanın kan örneği, tükürük, dışkı ve doku örneklerini aldıklarını söyledi.

Mardinoğlu, “Biz Türkiye’deki bilim ortamının özellikle genç fikirlerin desteklenmesini desteklemekteyiz. Biz zaten yeni bilimde yaptığımız iş birliği çağrılarında bu şekilde faaliyet gösteren yenilikçi firmalarının ilaç, aşı, tanı kiti ve tıbbi cihaz geliştirmelerini desteklemek istiyoruz. Bu noktada TÜSEB olarak birçok farklı klinik çalışmayı özellikle ürün adaylarının klinikte kullanılan ürünlere dönüştürülmesi için klinik çalışmalarını desteklemeyi planlıyoruz. Kişisel ve dönüşümsel tıp projesiyle biz 12 bin 500 hastamızda yaklaşık 101 farklı hastalığın moneküler haritasını çıkararak ileri son teknolojiyi kullanarak yeni ilaç adayları yeni tanı kiti adaylarının geliştirilmesi için bir projemiz olacak.” dedi.

Hayat Bulan Fikirler Bilimsel Jüri Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu da “Bugün Gilead’ın 7. Hayat Bulan Fikirler Ödül Töreninde hep birlikteyiz. Gilead yıllardır Viral Hepatitler, HIV ve Hematolojik Malignitelerde ile ilgili alanlarda araştırmacıları destekliyor. Bu bir gelenek haline geldi.” dedi.

Bu araştırmaların desteklenmesi, Türkiye’de bu konularla ile ilgili daha ileri düzeyde bilgilerin oluşması, tedavi stratejilerin gelişmesi tanı stratejilerin geliştirilmesi açısından önemli olduğunu belirten Kaymakoğlu, hasta ve hasta yakınları ile ilgili sağlık kesiminin iletişimi bunların daha iyi konumlandırılması konusunda çalışmaların Gilead tarafından desteklendiğini belirtti.

Kaymakoğlu, geleneksel hale gelmiş bu desteklerin bundan sonra devamının en büyük dilekleri olduğunu kaydetti.

“13 milyondan fazla hasta HIV alanında Gilead tedavilerini kullanıyor”

Gilead Sciences Avustralya, Kanada, Avrupa Medikal İlişkiler Başkan Yardımcısı Michael Elliott ise Gilead Sciences’ın HIV alanında geliştirdiği ilaçlar ile AIDS hastalığını ölümcül ve çaresiz bir hastalık olmaktan çıkartıp kronik bir hastalığa dönüştürmeyi başardığını söyledi.

Elliott, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gilead Sciences olarak kurulduğumuz günden bu yana insan sağlığını tehdit eden hastalıklara tedavi geliştiriyoruz. Sürekli yeni tedaviler geliştirmeye adanmış çalışanlarımızla dünyada 35’ten fazla ülkede HIV, Karaciğer hastalıkları, Hematoloji ve Inflamasyon alanlarında faaliyet gösteriyoruz. Hepatit B hastalarının yaşam süresinin uzatılmasında çığır açan tedavileri hastaların kullanımına sunduk. Hastalığın tamamen ortadan kaldırılması için de bilimsel çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hepatit C alanında daha kısa sürede ve daha az yan etki ile iki tedavi rejimini geliştirdik. HIV/AIDS’in tamamen yok edilebilmesi için ilaç geliştirme çalışmalarımız devam etmektedir. Bugün dünyada 13 milyondan fazla hasta HIV alanında Gilead tedavilerini kullanıyor.

Gilead olarak geleceğe yatırım yapıyoruz. Araştırma geliştirme çalışmalarına toplamda beş milyar dolardan fazla yatırım yaptık. Sadece medikal anlamda değil sosyal olarak da bu hastalıkların tedavisi için yardımlarımız ve desteklerimiz sürüyor. Gelişmekte olan ülkere yaptığımız yardımların yanı sıra bilimi desteklemek adına yapılan tüm çalışmalara da kaynak ayırıyoruz. Elton John AIDS Vakfı ile başlattığımız Radian projesi global anlamda HIV mücadelesi için önemli bir destek programı. Hayat Bulan Fikirler de bu projelerden bir tanesi. Gilead Sciences Türkiye ARGE faaliyetleri için son beş yılda altı milyon dolar kaynak ayırdı. Bu yıl yedincisi yapılan Hayat Bulan Fikirler bağış programında ise yaklaşık 800 bin dolarlık bir destek sağladı.”

8 yeni projeye yaklaşık 100 bin dolar katkı sağlanacak

Gilead Sciences Türkiye’nin 7 yıldır sürdürdüğü bağış programı, Hayat Bulan Fikirler bu yıl da yeni projelerin hayata geçirilmesini sağlayacak. Desteklenen her iyi fikir, hayatı değiştirir diyerek yürütülen programa kapsamında bu yıl 4’ü bilimsel, 4’ü sosyal olmak üzere 8 yeni projeye yaklaşık 100 bin dolar katkı sağlanacak.

Gilead ile Hayat Bulan Fikirler bağış programına 2013 yılından bu yana 300’ün üzerinde başvuru yapıldı. Gilead Sciences Türkiye bugüne kadar HIV, Hepatit B, Hepatit C, hematoloji, onkoloji ve sistemik mantar enfeksiyonları gibi hastalık alanlarında 39’u bilimsel, 15’i sosyal toplam 54 projeye destek verdi.

Ödül töreni çerçevesinde önceki yıllarda ödül alan proje sahiplerinin deneyimlerini ve projelerini paylaştığı bir de panel düzenlendi.

Panelde Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Dilek Yıldız Sevgi (2013), İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden Sevgi Beşışık ve Metban Mastanzade (2016) ve Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği (2017), ödül öncesi ve sonrası yaşadıkları süreçleri ve ödülün projelerine katkılarını paylaştı.

Okumaya devam edin

Biyoteknoloji

Bio Türkiye Kongresi

Yayınlanmış

Tarih

Bio Türkiye Kongresi

5-7 Mart Tarihlerinde İstanbul’da yapılacak olan Bio Türkiye kongresi Türkiye ve uluslararası  bir çok değerli isimlerin katılması beklenmektedir. Komitenin davet mektubu ve  kongre konuşları aşağıdadır.

Değerli Akademisyenler, Sayın Meslektaşlarım, Bürokratlarımız, İlaç Endüstrimizin Çok Değerli Temsilcileri ve Sevgili Öğrenciler,

İVEK Vakfı Ar-Ge & Biyoteknoloji Komisyonu sağlık alanındaki stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda, Türkiye medikal ve farmasötik biyoteknoloji ekosisteminin geliştirilmesi ve tüm paydaşların katkılarının sağlanabilmesi maksadıyla, BIO Türkiye Organizasyonu’nu uluslararası boyutta düzenleyecektir. BIO Türkiye’nin, medikal ve farmasötik biyoteknoloji alanında doğrudan ya da dolaylı tüm paydaşları bir araya getirmesi ve Türkiye’deki biyoteknoloji ekosisteminin kamu, sivil toplum kuruluşları, üniversite ve endüstri olmak üzere alanın sorunlarının ve çözüm önerilerinin tartışıldığı verimli bir platform işlevi görmesi amaçlanmıştır. Bu organizasyon içinde üç ana etkinlik bulunacaktır.

BIO Türkiye – BIOSphere
BIO Türkiye – StartHUB
BIO Türkiye – Uluslararası Biyoteknoloji Kongresi

BIOSphere
BIO Türkiye içerisindeki bilimsel (akademik) bildiri ve sunumlar dışında kalan alanlarda sunumlar, bildiriler, öneriler, atölye çalışmaları, paneller, sempozyumlar, çalıştaylar ve etkinliklerin tamamı BIOSphere etkinliği içinde değerlendirilecektir. BIO Türkiye Organizasyonu içinde tüm paydaşlar arasında hem networking hem de partnering çalışmaları yapılarak ekosistemin geliştirilmesi ve bu açıdan kamu destekleri ve organizasyonları gibi tüm destek kuruluş ve organizasyonlarının tanıtımları ve hedef kitlesiyle buluşturulmaları sağlanmış olacaktır.

StartHUB
Biyoteknoloji alanında çalışan start-upların ya da henüz girişime dönüşmemiş ürüne dönük araştırmaların bir araya getirildiği bir platform, bu çalışmaların ihtiyacı olan destek ya da yatırımlarla buluştuğu bir HUB (bağlantı) ortamıdır. Start-uplar arasında ya da start-upların ihtiyaç duyduğu ulusal ve uluslararası networking ve partnering etkinlikleri için ortam oluşturacaktır.

ULUSLARARASI BİYOTEKNOLOJİ KONGRESİ
BIO TÜRKİYE- Uluslararası Biyoteknoloji Kongresi, medikal ve farmasötik biyoteknoloji alanında bilimsel katkıda bulunan, biyoteknolojik ilaç üreten, farklı platformları bir araya getirerek güncel bilgilerin aktarılması ve paylaşılması amaçlamaktadır. Biyoteknoloji alanının multidisipliner özelliği nedeniyle ilgili tüm bilimsel disiplinlerden katkı sağlayacak içerik ve kapsamla düzenlenmektedir. Kongrede zenginleştirici bir unsur olarak uluslararası bir katılım planlanmaktadır.

Ana Başlıklar Ve Konu Başlıkları

Farmasötik Biyoteknoloji
 Biyolojik/Biyoteknolojik ilaçların üretimi
 Biyolojik/Biyoteknolojik ilaçların analizi
 Biyolojik/Biyoteknolojik ilaçlarda preklinik ve klinik çalışmalar
 Biyolojik/Biyoteknolojik ilaçların ruhsatlandırılması
 Biyolojik/Biyoteknolojik ilaçlarda patent
 Biyoteknolojik aşıların üretimi
 İleri tedavi tıbbi ürünleri
 Nadir hastalıklarda biyoteknolojik ilaçlar
 Oligonükleotit İlaçlar
 Nanobiyoteknoloji

Hücresel Tedaviler ve Gen Tedavileri
 Genom edisyonu tekniklerinde yenilikler
 Genom edisyonunda etik sorunlar
 Tek gen hastalıklarında, diyabette, kanserde gen tedavileri
 İmmünoterapide gen tedavileri
 Yeni nesil aşıların (RNA, neoantijenler) uygulamaları
 Hücresel ve Dendritik hücre bazlı aşıların klinik uygulamaları
 CAR-T hücreleri ve CAR-NK hücrelerin uygulamaları
 Rejeneratif tıpta hücresel tedavi uygulamaları
 Nörodejeneratif hastalıklarda hücresel tedaviler
 Tanı ve tedavide doku kültürleri ve organoidler

Biyomedikal ve Biyomühendislik
 Doku mühendisliği
 Biyosensörler
 3-D Biyoyazıcılar ve sağlık alanındaki uygulamaları
 Mikrobiyom araştırmaları
 Biyoenformatik/Veri Madenciliği uygulamaları
 Sağlıkta yapay zeka ve modelleme
 Medikal görüntü işleme
 İn silico ilaç tasarımı
 In vitro (vücut dışı) tanı/takip cihazları
 Mikro akışkan sistemler (Lab-on-a-chip/Organ-on-a-chip)
 Medikal görüntüleme sistemleri
 Endüstriyel tasarım
 Sertifikasyon ve MDR 2020 (Tıbbi Cihazların Ruhsatlandırılması, UTS kaydı, CE IVD/MD, IVDR /MDR)

BIO Türkiye-Uluslararası Biyoteknoloji Kongresi’nin dili Türkçe ve İngilizce olacaktır. İngilizce hazırlanmış “Bildiri Özetleri” değerlendirilerek, kabul edilenler bildiri kitapçığında basılacaktır.

BIO Türkiye Organizasyonumuzda İstanbul’da birlikte olmak dileğiyle,
Sevgi ve Saygılarımızla,

Prof. Dr. Ahmet HACIMÜFTÜOĞLU
BIO Türkiye Organizasyonu Başkanı

Dr. Mahmut TOKAÇ
BIO Türkiye Organizasyonu Genel Sekreteri

Kayıt ve güncel bilgi için    https://bioturkiye.org/

Okumaya devam edin

Trend

Copyright © 2016 Bilgi Sağlık. Theme by KKtmr - webtasarimi.gen.tr